Avuçlarına Bırakırcasına Hayatı

30/5/2009 ·

Batan güneşi kovalarcasına koştum gözlerinin mavisine

Avuçlarımda hala sıcaklığın duruyor, elimi yakarcasına

Gözlerim ıslaklığından hala hiçbir şey kaybetmiş değil

Son sözlerin, hala içimi kemiriyor hiç bitmeyen ısrarla

Mayısta geçti ve sen her şeyden habersizsin biliyorum

Hiçbir şey anlatamıyor bana nedensiz gidişinin sebebini

Hiçbir şey anlatamıyor bana senin hiçlikte kayboluşunu

Ne yapsam da tükenmiyor umutlarım, asla da tükenmez.

Kapandığında gözlerim, sanki bir daha hiç açılmayacak,

Her aldığım nefes, sanki son nefesim olacak gibi geliyor,

Sensizliği taşımanın bu kadar zor olduğunu bilmiyordum,

Bilmiyordum yakamozlar misali bir gecede kaybolacağını,

Kaybolup hayatımı bu denli manasız kılacağını…

Şimdi cevapsız mektuplar yazıyorum adresini bile bilmezken

Her cevapsız kaldığımda hırçın bir çocuk gibi oluyorum

Adeta sensizliği yaşarken, sessizliğinde büyüyorum git gide.

Ve avuçlarına bırakırcasına hayatı, yine boşluğunla yaşıyorum.

 

                                                           Levent Çavuşoğlu,

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

TANIDIK YABANCI

16/5/2009 ·

Seni tanımak, seni anlamak ve sana yeni anlamlar katmaktı güzel olan.

Hiç bitmeyen bir günü senin gelmenle sona kavuşturmaktı belki de.

Karşıma çıktığın ilk gün anlamıştım seninle çok güzel olacağını,

Ve ilk görüşümde hissettim içindeki samimi sıcaklığını.

Çoğu zaman kendimi buluyordum sende,

Çoğu zamansa senle terk ediyordum içimdeki anlamsızlıkları.

Varlığımla neşe kattığımı düşündüm hayatına kanımca,

Tıpkı senin varlığının hayatıma kattığı neşe ve mutluluk gibi,

Hep seninle olduğumu bilmeni istedim yanında olamayınca,

Tanımak ama farkına varamamak beklide uzakta olunca,

Ama acı, ama tatlı günler geçirdik söz söze olunca,

Sen benimle olunca, hüzünler bile uzak düştü çevremize,

Bir dost, bir arkadaş sıcaklığıyla yaklaştık birbirimize,

Hem sevgi kazandı bu sayede, hem arkadaşlık,

Biz seninle hep bu çerçevede kucaklaştık

Ama kısa, ama uzun zaman oldu seninle tanışalı,

Tek bir düşünce var bu bağlamda sana dair,

Sen benim içimdeki tanıdık bir yabancı.

                                  Levent Çavuşoğlu,

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

BİLİR MİSİN?

13/5/2009 ·

Bilir misin? Bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında

Ellerini titreyerek tanrıya açıp yalvarmanın nasıl bir duygu olduğunu…

 

Bilir misin? Giderken arkanda bıraktığın bir çift gözden süzülen yaşın

Umarsızca toprağa süzülmesinin ne demek olduğunu…

 

Bilir misin? Hayallerindeki yaşamın ve bunların gerçekleşme umudunun

Birden bire yıkıldığını görmenin verdiği ıstırabı…

 

Bilir misin? Çok geride kalmış bir aşkın külleri savrulmasın diye

Etrafa, yıkılan umutları bir bir toplamaya çalışmanın ne kadar güç olduğunu…

 

Bir sözümüz vardı hatırlar mısın? Birlikte bütün olumsuzlukların üstesinden gelecek,

Sevgiyle birleşen ellerimizi ölene dek birbirinden ayırmayacaktık.

 

Ama sen bilir misin ki? Senin için sevmenin ne kadar değersiz.

Söz vermenin ne kadar anlamsız olduğunu. Söyle Bilir misin?

 

 

                                                                       Levent Çavuşoğlu,

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

ANKARA'DA SENSİZ OLMAK

16/10/2008 ·

Çekilmez oldu Ankara’da akşam vakitleri

Soğuk, sessiz ve alabildiğine kimsesiz

İçerimde sızısı duruyor, ya içerimde.

Kıvrandırıyor adamı inceden inceye.

Bir yanımda yüreğime yapışmış hasretin

Diğer yanımda çaresiz akşamlara sitemim

Sanki hep böyle yazılmış benim kaderim

Elimde olsa bir koşuda yanına gelmez miyim?

O sımsıcak ellerini tutmayı,

O destansı gözlerinde tekrar tekrar kaybolmayı,

Teninin o hoş kokusunda uykulara dalmayı,

İstemez miyim? Söyle, istemez miyim?

Bazen bir uçurum kenarında elleri bağlanmış.

Bazense adını zikrettiğim cennet bahçemde,

Çiçeklerle bezenmiş buluyorum kendimi,

Sızım oluyorsun zaman zaman.

Kimi zamansa hayata yeniden bakışım.

Alışmak zorundayım sensizliklere, biliyorum.

Ama yinede seni kendimde buluyorum.

Uzanıyorum fakat ucundan bile tutamıyorum.

Her şey eskisinden de güzel olsun istiyorum.

Saf, temiz, berrak ve alabildiğine sen dolu.

 

                              Levent Çavuşoğlu,

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

YOKLUĞUNA MERHABA

6/8/2008 ·

Gece yokluğunla doğan güne merhaba diyor usulca.
Fesleğen kokuları arasında uyanıyorum yeni bir sabaha.
Israrcı bir edayla ötüyor bugün dağ kırlangıçları.
Sanki aldırma diyor, aldırma yokuluğuna.
Buruk bir gülümsemeyle cevap veriyorum onlara
Yıllardır boylu boyunca uzandığım ölüm yatağında.

Alıştım artık kaybetmenin bir lütuf olduğuna.
Zira hiçbir şey dolduramıyor yokluğunu, senin adına.
Oysa ben ruhuma hapsetmiştim bütün aşk sancılarımı.
Güneşinle aydınlattım gecemdeki zifiri karanlığımı.
Ben göğsumü siper etmişken sensizliklere
Sen sessiz kaldın yıkıcı serzenişlere.

İçime çektiğim nefes gibi ihtiyaçtın bedenimde.
Eksikliğin bir çığ gibi büyüyor geçen her saniyede.
Aranmak, ağlanmak, sızlanmak... Hepsi boşuna.
Zamanında geldik biz bu hesapsız oyuna.
Dindirmek zor artık kopan deli fırtınaları.
Bastırmak zor artık bu anlamsız yalnızlıkları.

Dünyayı altın iplikle sarsak bile nafile.
Kimler geldi, kimler geçti bu yoldan ah ile.
Kabullenmek zor olsada sensizlikleri
Bitmeyen çığlıklarımla yendim sessizlikleri
Adına diktiğim yediveren gülleri
Dermeyince canım birde vermiyor.

                                                          Levent Çavuşoğlu,

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

YOKLUĞUNA İSYANIM

5/8/2008 ·

Bir yaman çelişkide kaldı yüreğim.
Kim bilir şimdi hangi sendeyim.
Sensizlik, sessizlik bir yerlerdeyim.
Zamanın durduğu uzak yerdeyim.

Acınası halime gülesim geliyor.
Benliğim adını hep tekrarlıyor.
Varlığın ruhumda anlam buluyor.
Sen gelmezsen ben gelirim diyor.

Sevgiden yoksun kalan hayatımda.
Hep gözümü açtım başka kadında.
Sensiz geçen her anımda.
Adında kaldı aklımda, tadında.

İsmini, cismini unuttum diyorsun.
Zamanı yaşadığını hiç bilmiyorsun.
Belkide gerçekten hatırlamıyorsun.
Tek bildiğim sen bunu hep yapıyorsun.

Bir yerde kadere eğilmem gerek.
İçimdeki umudu hep tüketerek.
Gelen ölümü bile sen zannederek.
Bütün açlığımla sarılmam gerek.

                         Levent Çavuşoğlu,

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

SÖZÜN BİTTİĞİ YER

4/8/2008 ·

            Bir hüzünle karşıladım hayatı, gözlerimde her şeyden habersiz yaşlarla. Adını bile koyamadığım, kendisine anlamlardan hiçbir anlam çıkaramadığım yeni bir serüvene hayal kırıklığıyla merhaba...

            Farkında olmadan aldığım her nefeste yeni bir düşünceyle yola çıktığım en toy zamanlarımda yedim hayatın acı tokadını. Giydiğim ateşten gömlek, tuttuğumsa umarsız bir el. Sırtımdaysa bütün çabalarıma rağmen layığıyla taşıma şerefine eremediğim hayatın olanca yükü. Varlığından bile emin olamadığım, uzanıp bir hamlede avucumun içine almak istediğim mutluluğu yakalamak bunu düşünmek kadar kolay değilmiş. Her hamlede bir tokat, ardından bir tokat daha savruluyor vurulmakla yıkılmayan bedenime. Aldığım her nefese lanet okunmuşçasına, onu ciğerlerimden söküp alırmışçasına zorluyor bedenimi her seferinde. Bir yerlerde saklı olan umut koşuyor her zaman yardımıma. Yangınlar içinde kavrulan yüreğime bir damla su serpip tekrar bırakıyor beni hayatın engebeli yollarına. Kendimi sorgulayarak büyük zorluklarla aldığım nefesim çığlık oluyor hayatın en sessiz sokak aralarında. Benliklerim benden habersiz yola koyulmuş gidiyorlar birer birer, doymamışlıktan kirlenmiş toprağın en derinine. Beni sessizce içine çeken bir şey var uzaklarda, ürperiyorum. Hiç gidilmemiş yollardan gitmek, hiç yaşanmamış bir hayata kendimle birlikte merhaba demek geliyor içimden. Gün doğmadan yaşamak sessizlikleri gecenin alaca karanlığında, güneş küsmeden gecenin gizemine delicesine koşmak istiyorum yeniden doğmuşluğun verdiği huzurla. Her çabamda boşa kürek çekmekle tükettim gençliğimi, yaşadığımı sandığım ama hiçbir zaman yaşayamadığım bir serüvendi bu. Belli ki rüyalarla süslediğim bir hayat hikâyesiydi. Alışmak zordu oysa belirsizliklere, çabalar yetersiz kalıyordu bazen, umutlar çaresiz. Yırtarmışçasına tırmalıyordum hayatı elimde kalan son umutlarla. Bir tarafta dibe vurmuş yorgun yıllarım, bir tarafta çaresizliğine çare aradığım taptaze umutlarım. Bitmek bilmiyor yinede amansız kahroluşlarım. Bir roman kadar gerçekçiydi oysa yaşananlar, uzakta kalmak hep uzaklarında olmak istedim sahteliklerin. Yaşanmamış sayıyordum hatta hiç uğramamıştı yakınlarıma sessiz kederim. Biliyorum bir yer var ama dokunamıyorum, sesi çok yakınlarda olsa da duyamıyorum, uzanmak istesem de uzanamıyorum. Sözcüklerim düğüm düğüm oluyor ve anlatamıyorum yüreğimden geçenleri. Hasret türküleriyle uyanıyorum her sabah, ardından birkaç damla gözyaşı süslüyor bedenimi. Zamanı yaşayacak gücüde bulamıyorum artık kendimde, sessizlikler sardı dört bir yanımı, dört bir yanımı sensizlikler.

                                                                                                  Levent Çavuşoğlu

« Önceki ::